efendisiz

ben ve düşündüğüm her şey hakkında. 1283 içimizde; sosyal mesaj reloaded.

yeni başlayanlar için otomobil

*lastiklerinize her zaman özen gösterin, park ederken lastikleri kaldırıma sürttürmeyin. eğer otomobili kullandığınız yollar

temiz ve çukursuz ise yumuşak hamurlu lastikler tercih edin.

*çukura girmeden önce frene basın, çukura girerken basılan fren ön düzeneğin ayarlarını bozar, amortisörlere zarar verir.

*otomobile rahat bir şekilde oturun, kadınlar topuklu ayakkabı giymeyin.

*emniyet kemeri kullanmayı alışkanlık haline getirin, unutmayın ki hiç bir şey canınız ve sevdikleriniz kadar önemli değildir.

emniyet kemeri sıkıyorsa emniyet kemeri mandalı kullanarak en azından şehir içi trafiğinde rahat edersiniz.

*aracınızı temiz tutun, çamur motorun ve saç aksamının en büyük düşmanıdır. ilaçlı motor yıkama yaptırın.

*araca binmeden önce, evham, panik, stress, ani sinirlenme gibi duygularınızı bagaja koyun. asla başka bir sürücünün yaptığı

saçmalıklara sinirlenmeyin. bu dikkatinizi köreltir.

*araçla yola çıkığınızda kapıları kilitleyin, kırmızı ışıkta camları açmayın, aracın görünen yerlerinde cep telefonu ve çanta

gibi şeyler bırakmayın.

*mümkünse araç camlarına güvenlik filmi taktırın, bu size karşı yapılan buji ve taş benzeri cisimlerle camlarınızı kırmak

isteyen safralardan bir nebze korur.

*asla yakın takipte bulunmayın. hayat süprizlerle doludur. bir saniyelik dalgınlık hasarlara ve ölümlere neden olabilir.

*aracın teknik durumundan her zaman emin olun. araç için yedek; kısa, park ve fren lambaları bulundurun.

* aracınızı seviyorsanız otomobil süngeri ve otomobil şampuanı dışındaki ürünlerle temizlik yapmayın. otomatik yıkama ve

fırça aracın boyasını inceltip çizer, deterjanla araba yıkanmaz boyaya zarar verir.

*aracı sollamadan önce mutlaka arkanızda akan trafiği, kör noktaları kontrol edin, aracın kıçına girip birden sollamak yerine,
hızlanıp yumuşak hareketlerle şerit değiştirmeniz daha akıl karıdır.

*aracı asla sert kullanmayın, konforu bozar, asabiyet yapar, yakıtı arttırır.

* eğer manuel şanzumanlı araç kullanıyorsanız fren pedalını mümkün olduğunca az kullanmaya özen gösterin, vites küçülterek

yavaşlayın, yakıt tüketiminiz düşer, fren sisteminiz üzülmez.

*direksiyonu 9.15 ve ya 10 u 10 geçe poziyonda kullanmaya alışın. koltuğu evde uzanıyormuş gibi değil mümkün olduğunca dik

kullanın. koltuğa yaslandığınızda omuzlarınız koltuğa yapışıkken bilekleriniz direksiyonun en üst kısmına değmelidir.

*eğer öndeki araç aniden fren yaptıysa, flaşörlerinizi yakıp arkanızdaki trafiği uyarın.

*araç seyir halindeyken ayağınız debriyaj pedalında durmasın, pedal sertleşir, sistemi yorar.

* debriyaj pedalınızı yumuşak kullanın, ani kalkışlardan kaçının, sisteme zarar verir.

*gaz pedalını yumuşak kullanın, fazla yakıt tüketimi benzinin 3 ytl nin üzerinde olduğu bir ülkede lükstür.

* kısa mesafeler için araç kullanmayın, (motor çalışma sıcaklığına ulaşamayacağında, fazla yakıt tüketir)

* yayalara saygı gösterin, onlara yol verin, yağmurlu havalarda daha dikkatli olun.

* sileceklerinizi 6 ayda bir değiştirin, silecek suyu için camsil benzeri ürünler kullanabilirsiniz.

* naylondan yapılmış araç brandası kullanmayın, terleme yapar, boyaya zarar verir. yatak çarşafı bile daha çok işe yarar

* 4-5 depo yakıtta bir, yakıt temizleyici ürünler kullanın.

* kapı kollarındaki tırnak çizikleri için pasta kullanın, bu sorunu çözer, aracın tamamını pastalamaktan kaçının, elle yapılan

cilalama işlemleri, makinayla yapılanlar kadar iyi sonuç vermez.

*gece sürüşlerinde karşıdan akan trafik olmadığı sürece uzunları yakın, hayat süprizlerle doludur.

*sis lambalarını, sisli, karlı ve yağışlı havalarda kullanın, gereksiz artistlik yapmayın.

kaynak : tecrübe

10 Ağustos, 2007 Yazan: efendisiz | otomobil, yeni başlayanlar için | | Henüz Yorum Yok

Adam olmak

adam olmak

çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana

düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisini de vermeyebilirsen değer
söylediğin gerçeği büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden
döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktaya
sen dayanabilirsen tek

herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşman da incitemezse seni
ne küçümser ne de büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir
üstelik oğlum

adam oldun demektir.

Rudyard Kipling
çeviren: Bülent Ecevit

10 Ağustos, 2007 Yazan: efendisiz | adam olmak | | Henüz Yorum Yok

efendisiz / anarşist

Efendisiz/anarşist

cesur adamdır,sahte değildir ,istesede olamaz zaten

kendisidir o kadarki bazen diğerleri tarafında hasta olarak nitelendirilir

Ateistlere sövülenlerin yanında Ateist dine sövenlerin yanında dindar Komünizme sövenlerin yanında Komünist dir.

İktidarı sevmez (iktidarlarda onu) bu yüzden ne musaya yaranır ne isaya

İktidarın hükümetleri ele geçirmede değil gündelik yaşamda ilişkilerde duruşlarda davranışlarda olduğuna inanır

Ele geçirilemediği için nefret edilen uzak durulan birazda korkulandır

Anarşist dürüst adamdır

%100 bilinçle doludur

Herşeyi hemen kabul etmemelerinden dolayı Bilim Adamları -özellikle- fizikçilerde taraftarı boldur.

Anarşist kendiyle barışıktır sürüden ayrı

Yalnızdır

Niceliğe değil niteliğe bakar

Bu yüzdendir kalabalıkların(sürü) seçim sistemini kabul etmez

sakindir

Fakat kendisine bulaşıldığında hiç bir tsunaminin bedenini aştığı görülmemiştir.

privatesozluk.com adresinden alıntıdır.

10 Ağustos, 2007 Yazan: efendisiz | efendisiz | | Henüz Yorum Yok

Yeni başlayanlar için dizel otomobil

yeni nesil dizel araçların tamamına yakını turbo beslemelidir.

o yüzden turbo beslemeli tüm araçlar gibi uzun süre çalışan devir çeviren motor direkt olarak kapatılmamalı; rolanti devrinde belli bir süre çalışır vaziyette tutulmalıdır. nedeni: turbo sistemini (salyangoz şeklindedir) de bulunan pervanelerin zarar görmesi, yağlama sisteminin çalışmaması.zırt pırt kapatılıp açılmaz dizel araçlar.

2.sabahları ise; kızdırma lambasının sönmesini beklenmelidir. aracın motoru ideal çalışma sıcaklığına gelinceye kadar sıkıştırılmamalıdır. dizel araç ısındıkça açılır.

3.dizel yakıt mutlaka güvenilir yerden alınmalı, kötü yakttan kaynaklanan sorunlar benzinli araçlara göre oldukça pahalıya malolur.

4.doğru devir aralığında kullanma: motorun ecu suna göre ideal çalışma aralığı dizel araçlarda 2000 ile 4000 devir/dakikadır. aracı genelen maksimum torku verdiği devirin üstünde kullanmak daha sağlıklıdır. (sadece dizel araçlarda)

5. yağ, filtreler kesinlikle doğru zamanda değiştirilmeli, kesinlikle servis zamanı geçirilmemelidir. (performans kaybı-yakıt tüketimin fazlalaşması)

6.dizel motorlu araçlar ısınmak için daha fazla süreye ihtiyaç duyabilirler ve bu süre zarfında sürüş biraz sarsıntılı olabilir.

7. özellikle karlı ve buzlu zeminde aracı hareket ettirmek için, sadece debriyaj (yapamayanlar hafifce gaza dokunabilirler) kullanarak kalklış yapılabilir. işin özü karlı buzlu yolda, turbo sisteminin sağladığı yüksek torku kullanmadan aracı kaldırmaktır. yoksa aniden patinaja düşersiniz.

kaynak: tecrübe

ayrıca : edindiğim bilgi birikimi ve tecrübelerime dayanarak; küçük hacimli (1.3 / 1.4 / 1.5 litre dizel motorlu ) dizel otomobilleri tavsiye etmemekteyim. Ufak silindir hacmine sahip olan bu motorlar; ülkemizde kullanılan ve tüketilen dizel yakıtının avrupa standartlarında olmaması ( eurodizel de hikayedir bkz: seyreltilmiş dizel yakıt) sebebiyle, daha çabuk kurum bağlama dediğimiz , enjektör sistemi problemlerine neden olmaktadır. Enjektör pompası değişimi ve parça maliyetleri oldukça yüksek olduğundan daha büyük hacimli dizel motorlu otomobilleri
tercih etmenizi öneriyorum.

Benden söylemesi.

10 Ağustos, 2007 Yazan: efendisiz | otomobil | | Henüz Yorum Yok

Dilem

 Sanırım en fazla bu kadar sevebilirdim. Sokaklar ıssızdı üşüyordum. yürüyordum olanca çaresizliğimde. düşünüyordum ki; o zamanlar düşünmekten başka yapacak bir şeyim yoktu… senin kalbinde hayat buldum ilkin; ben mutlu olmayı sadece senden öğrendim. ki herkes âşıktı o zamanlar, oysa ben hiç aşık olmadım sevgili; sana hissettiğim tutkuydu sadece, eğer dileseydim tanrı dan ancak senin kadar içime sinen bir insan karşıma çıkarabilirdi ancak, ben ancak senin kadar * biriyle mutlu olabilirdim sadece. sen bana geldiğinde; sana tutkuyla bağlanabilecek kadar genç, yeni maceralar aramayacak kadar sadık ve yaşlıydım o zamanlar. hayatta hiç birşeyi seni sevdiğim kadar sevmedim, benimsemedim kimseyi senin kadar. bana “peki bey” dediğin anı 740 gündür hatırlıyorum. gidişini hiç hatırlamak istemiyorum. gittiğin gün bile sana; hayatım boyunca kimseye yaptırmadığım kadar güzel olan kar beyazı kaplama kağıtlı, kan kırmızısı gülleri sana sunduğumda, bir bebeğin olmuş kadar sevindiğin için belki de unutamadım seni. ama inan; inan, hiç ama hiç bir şey senin yokluğun kadar zor ve dayanılmaz olmadı. tekila şişesini miğdeme indirişimi, saatlerce içimin sızlamasını. her sabah ağlayarak uyanacak kadar, hiç bir zaman küçülmemiştim ve çaresiz hissetmemiştim kendimi. sen; nasıl giderdin? nasıl böyle tutku dolu bir insanı sevdiğin halde bırakabildiğini hayatımın hiç bir evresinde hazmedemeyeceğim. sen gittin, ömrümden ömür gitti. toparlanmaya çalıştım ama , elimden hiç bir şey gelmedi inan, o hastane köşesinde her bebeği gördüğümde sızlamam, ağlamam, (utancımdan güneş gözlüğü bile taktığımı hatırlarım.) inan hiç bir şey senin yokluğundan daha acı verici değildi. ki hala değil soracak olursan. affet beni bir tanem. ben hayatımda senden başkasını kendime layık görmedim. ve inan hep; seni, bana “peki bey” deyişinle ve gözlerinin içindeki gülümsemeyle hatırlayacağım. umarım sen de bundan sonra seni sevenleri aldatmazsın, umarım bunu benden başka kimseye yapmazsın… çünkü ben seni; sakat kalsan da, kolunu, bacağını kaybetsen de bırakmayacak kadar çok sevecek ve yine de seninle evlenmekten vazgeçmeyecek kadar çok seviyordum. senin yaşaman için organlarımı, bir saniye tereddüt etmeden bağışlayacak kadar çok sevdim. biliyor musun? herkes hala aşık. hala sözde aşıklar; birkaç aylık her ilişkide olduğu gibi basitçe. senden sonra bir çok kadın bana yaklaşmak istedi, yakışıklılığıma vurulup. ama kimse senin kadar içten olmadı bana, senin kadar sevgisini gösteremedi. kimse senin kadar sevemiyor ya hala; işte ben buna yanıyorum.. bana cenneti yaşattığın için sana minnettarım. şimdi bana düşen; … sevgiler eski sevgilin.

9 Ağustos, 2007 Yazan: efendisiz | ideal kadın, kadın, kadın dediğin | | Henüz Yorum Yok

yeni başlayan hödükler için msn, ve görgü kuralları volume 1

insan olanların okumasına gerek yoktur, onlar zaten kendiliğinden uyuyorlar

1.msn de karşıdaki insanla sohbete titreşim göndererek başlanmamalıdır.Bu davranış karşı tarafı sinir etmekten başka bir şey değildir.

2.her heceye, kelimeye smiley kullanmayın; msn penceresini pavyona çevirmeyin.

3.meşgul, dışarda, yemekte, aramada gibi durumda ise boşuna kasıp ileti göndermeyiniz, belli ki işi var; gece saatlerinde meşgule almak gürültüyü kesmek içindir, o zaman bir şansınız olabilir.

4.ayrıca kişisel ileti bölümün bokunu çıkartıp her yediğiniz haltı yazmayın; “ben yazıyor muyum bugün bunla yattım diye?”

not: ayrıca msn de bebek resmi kullanıyorsanız; bana bulaşmayın, ikinci iletinizde silerim. Çocuklardan soğuttunuz adamı, her kızın msn’inde bebek görmekten bıktım, allahsızlar.

ADAM OLUN ADAM

9 Ağustos, 2007 Yazan: efendisiz | Uncategorized | | Henüz Yorum Yok

Aforizmalar

nasıl biri olduğunu merak ediyorsan arkadaşlarına bak.
life is nothin’ without love.
dürüstlüğümden vazgeçmektense; yalnız kalmayı tercih ederim.
ruhu fahişe olana prangalar taksan ne yazar gider gardiyana verir.
herkesin yediği; senin değildir.
kadının şerrinden şeytana sığınırım.
bir şiir yazmaktan daha güzel olan bir şey varsa; o da, o şiiri yaşamaktır. şiiri yaşatan ne yüce insandır.
o hıyardan cacık olmaz.
içindeki eşyaların pahalı değil değerli olduğu evleri özledim. tıpkı, insanların yapmacık değil; doğal ve içten olanları gibi.
Herkes kendini “normal” sanıyor, oysa normal değiller sıradanlar.
Motorcu olmak, motor olmaktan kat be kat iyidir.
Kardanadam olur, kaşardan adam olmaz.
Güzellik yetmez. Salt karakter de yetmez. Her ikisi de mevcut olsa bile; yani o doğru kişi olsa bile doğru zamanda ve doğru yerde olmalı.

9 Ağustos, 2007 Yazan: efendisiz | aforizmalar, efendisiz | | Henüz Yorum Yok

film gibi

internetten kitap sipariş etmişim uzun zaman önce. her zaman yattığım, yere yakın yatakta yüzü koyun yatıp yere bakar halde uyanıyorum. bir bakıyorum tam gözümün dibinde yeni gelmiş kitaplar. yanlız gelen kitaplar 15 tane, ne zaman sipariş ettiğimi hatırlamıyorum. 2 tanesi poşetin içinde diğerleri kutunun içinde gelmiş. kıllanıyorum, doğrulup kitapları inceliyorum ne var ne yok diye. poşette olanların biri uğur mumcu diğeri ise bahriye üçok kitabı. kıllanıp duruyorum ama anlam veremiyorum falan. ağzı sıkı bağlanmış. poşetin ucunu açıp balkondan aşağıya atıyorum iki kitabı kitapta bomba varmış, patlıyor 3-4 defa bembeyaz bir duman çıkıyor. ama öldürücü olmadığını, parça tesirli olmadığını anlıyorum bombanın. bunun bir uyarı olduğunu anlıyorum. babam geliyor. “bu kadar uğraşırsan tarikatlarla, kovanlarına çomak sokarsan diğer aydınlar gibi ölürsün.” diyor.

evden çıkıyorum göt korkusundan arabama binemiyorum. “amınnah koyim, bu götler arabaya da bomba koymuşlardır.” deyip yürümeye başlıyorum. sonra “servisten” * otomobil geliyor. “atla arabaya gidiyoruz.” diyor ve yola çıkıyoruz. garip bir askeri binaya giriyoruz. ifade veriyorum, böyle böyle oldu falan diyorum. bana brifing veriyorlar sonra emrime bir motor veriliyor ulaşım için.
tam çıkıyorum motorla; karşımda hatun öyle taş gibin bişey tanıyorum benim sevgilim ama sanki eskisinden daha güzel olmuş falan. atıyorum arkama yola çıkıyoruz. o da servisten zaten *. beni kendi korunağına götürüyor. evin dışı 2 katlı içinden özel bir bölmeden alt kata giriyoruz.
—-spoiler—-
sevişme sahnesi
—spoiler—–

her taraf silah dolu. bir tane smith & wesson air lite ayak bileğim için, bir tane kanas, bir tane uzi bir tane de 14 lü seçiyorum. mermiler, kurşun geçirmez yelek cabası. sanki savaşa gidiyorum aminna koyyiim. o da hazırlanıyor falan.

özel hazırlanmış, dsgli bir audi rs4 e yüklüyoruz ekipmanları. çıkıyoruz yola. yolda sürekli küfrediyorum. hatun kul bir şekilde el silahlarına mermi yüklüyor. takip edilmeye başlıyoruz falan arkamızda zırhlı bir bmw. çıkıyorum sunroofdan ateş ediyorum nafile. kurşun geçiyormiyor falan. arabanın içine girip kayak bölmesinden bagajdaki kanasa ulaşıyorum. arka camı kırıp kanası kurup ateş ediyorum. aynı yerden 3. kes ateş edip tutturduğumda adamı headshotla indiriyorum. takip eden araç takla atıyor falan.

hemen kamu güvenlik teşkilatının merkezine ulaşıp biz geliyoruz bizi alın diyoruz. tamam diyorlar gps den görüyoruz sizi. biraz daha dayanın diyorlar. zar zor içeri atıyoruz kendimizi. komutanlarla toplantıya giriyoruz. “bu olacak iş değil. buna askeri bir direnç göstermek lazım.” diyoruz. darbe kararı alınıyor.

ve uykunun en güzel yerinde anasını sattımın çalar saati yüzünden rüya yarıda kalıyor sayın seyirciler.

9 Ağustos, 2007 Yazan: efendisiz | rüyalar | | Henüz Yorum Yok

Avrupa Birliği Uyum Süreci ve Türkiye

Genel durum imtiyazlı ortaklığı göstermekte.

Her şeyden önce, ab uyum sürecinde; yapılan iyileştirmeleri olumlu buluyorum.

Gönül isterdi ki, hiç bir dış zorlama, baskı yada menfaat altında kalmadan; kendi insanımızın, siyasetçimizin kendi halkının refahı menfaatinde iyileştirilmelere gidilebilseydi. Bu halkda bu güç var hissediyorum. Ama herşey insanın kendisinde başlıyor ne yazıkki.
Bu ülkede hala halkın sağlığını önemsemeyen işletmeler, kuruluşlar var.

Düşünsenize; bu ülkede hala, sterilzasyona önem verilmiyor. Açıkta satılıyor bir çok şey. Oysa ne güzel olurdu, bu güzel halkımın bu güzel insanları, bir şeyleri zorlama altında değil de, doğru olanı o olduğu için yapsalardı.

AB umrumda değil bu şekilde bir yerlere varmamız olanaksız.
İstesek batıdan daha batı olacağımıza eminim. Ama onların zoruyla değil, kendi irademizle olacak bir şey bu.

Herkes kendi işini en iyi şekilde yaparsa, bir şeyler değişir…

diye umuyorum ben.

benim hala umudum var…

——————————————

AB ‘nin Türkiye yi bu kadar zora sokacağı belliydi en başından beri.
Çünkü biz en büyük ve hazmedilmesi en zor lokmayız onlar için. 70-80 milyon nüfusla, hala gerçekleştiremediğimiz iyileştirmelerle kim kimi nereye alabilir ki; sorarım size?

Tamamen şahsi fikrimdir bu sitede yazılanlar.

Bence herşeyden önce AB sürecini bir kenara bırakıp, öncelikle kendi halkımızın refahı ve mutluluğu için çalışmakta yarar var. (kim ne derse desin)
Zaten böyle olduktan sonra biz istemesek de bizim bir çok şeyimize muhtaç olan bir avrupa birliği görme olasılığımız çok yüksek.

Uzmanlar belirtti : 2025 den sonra, avrupa; çok ciddi bir genç nüfus arayışına düşecek.

9 Ağustos, 2007 Yazan: efendisiz | politika | | Henüz Yorum Yok

Ekşi Sözlük ve türevi paylaşım platformları hakkında

Zannediyorum ve siz de takdir edersiniz ki; 80 ihtilali sonrasında üzerinde; bir nevi “baskı kültürü” olarak nitelendirdiğim, tepkisizleştirilmiş toplumun kendini bir şekilde ifade edebilmesi ihtiyacından ortaya çıktığını düşünmekteyim. İnsanların; birebir paylaşamadığı düşüncelerini, fikirlerini sanal ortamda paylaşması da bu yüzdendir.

Önce forum siteleriyle, sonra kişisel günlük; yani blog adı verdiğimiz siteler sayesinde insanlar düşüncelerini, ilgilendikleri şeyleri, acılarını ve sevinçlerini paylaştılar ve sonrasında 99 yılında kurulan ekşi sözlük sitesi ile bir çok yeniden şekle sokuldu. Tamamen kişisel bir site olmadığı için; yani kişisel blog sayfası olmadığı için; kullanıcıların sözlük adı verilen sitelerde çeşitli kurallara uymaları kaçınılmaz bir durumdu.

Birçok sözlük kullanıcısı gibi ben de ekşi sözlük okuyarak ve ekşi sözlük yazarı olamayarak kendime kattıklarımı paylaşma ihtiyacımı çeşitli sitelerde giderdim.
Bir sözlükte bir sene yazarlık yaptıktan sonra, üyesi olduğum sözlüğün sahibi olan kişinin ekşi sözlükte hakkında yazılanları okuduktan sonra ve aynı zamanda bu sözlük oluşumunda yazar olan kadın kullanıcıların kendi beyanlarıyla doğru yerde olmadığımı fark edip; girdiğim entrylerin hepsini teker teker silerek siteden ayrıldım. Duramıyordum; arayış içerisindeydim. Sonrasında başka bir sözlüğe önce yazar oldum, sonraları ise sözlük yönetiminde “gammaz”lıktan (ispitçi) başlayarak moderatörlüğe kadar geldim. Baktım ki sözlük yönetimi istediğim kadar iyi hizmet veremiyor, sözlüğün coder’ı yenileştirme, özgünleştirme ve iyileştirme çabalarında bulunamıyor diye ayrılma kararı aldım. Ve o sözlüğe bir daha uğramadım. İyi arkadaşlarım da oldu, nefret ettiklerim de. Ama size tavsiyem sanal ortamdan arkadaşlar edinmek yerine çıkıp dışarıdaki sosyal hayat içerisinde kendinize bir pencere açmanızdır.

Sanal alem çok eğlencelidir, sürekli öğrenme ve araştırma aşkıyla yanan insanların biricik dostudur. Yalnızların en büyük arkadaşı olarak da nitelendirilebilir. Ama tekrar ve tekrar yineliyorum. Sanal ortamdan gelecek arkadaşlıktan cacık olmama olasılığı çok yüksektir.

Ama her şeyden öte internet siteleri, ve sözlük oluşumları gibi siteler ben de; yani çocukluk yıllarında sahip olmadığım “okuma alışkanlığı” konusunda büyük katkıda bulunmuştur. O yüzdendir ki internet öcüdür, tu kaka bir şeydir diyemem.

Anılarınızı bilgilerinizi paylaşın, kendinizi geliştirin, ama internet bağımlısı olmayın. Her şey bir yana insanı asosyal yapıyor bu meret; bunun da farkında olmanızda yarar var.

efendisiz

9 Ağustos, 2007 Yazan: efendisiz | Uncategorized | | Henüz Yorum Yok