efendisiz

ben ve düşündüğüm her şey hakkında. 1283 içimizde; sosyal mesaj reloaded.

Dilem

 Sanırım en fazla bu kadar sevebilirdim. Sokaklar ıssızdı üşüyordum. yürüyordum olanca çaresizliğimde. düşünüyordum ki; o zamanlar düşünmekten başka yapacak bir şeyim yoktu… senin kalbinde hayat buldum ilkin; ben mutlu olmayı sadece senden öğrendim. ki herkes âşıktı o zamanlar, oysa ben hiç aşık olmadım sevgili; sana hissettiğim tutkuydu sadece, eğer dileseydim tanrı dan ancak senin kadar içime sinen bir insan karşıma çıkarabilirdi ancak, ben ancak senin kadar * biriyle mutlu olabilirdim sadece. sen bana geldiğinde; sana tutkuyla bağlanabilecek kadar genç, yeni maceralar aramayacak kadar sadık ve yaşlıydım o zamanlar. hayatta hiç birşeyi seni sevdiğim kadar sevmedim, benimsemedim kimseyi senin kadar. bana “peki bey” dediğin anı 740 gündür hatırlıyorum. gidişini hiç hatırlamak istemiyorum. gittiğin gün bile sana; hayatım boyunca kimseye yaptırmadığım kadar güzel olan kar beyazı kaplama kağıtlı, kan kırmızısı gülleri sana sunduğumda, bir bebeğin olmuş kadar sevindiğin için belki de unutamadım seni. ama inan; inan, hiç ama hiç bir şey senin yokluğun kadar zor ve dayanılmaz olmadı. tekila şişesini miğdeme indirişimi, saatlerce içimin sızlamasını. her sabah ağlayarak uyanacak kadar, hiç bir zaman küçülmemiştim ve çaresiz hissetmemiştim kendimi. sen; nasıl giderdin? nasıl böyle tutku dolu bir insanı sevdiğin halde bırakabildiğini hayatımın hiç bir evresinde hazmedemeyeceğim. sen gittin, ömrümden ömür gitti. toparlanmaya çalıştım ama , elimden hiç bir şey gelmedi inan, o hastane köşesinde her bebeği gördüğümde sızlamam, ağlamam, (utancımdan güneş gözlüğü bile taktığımı hatırlarım.) inan hiç bir şey senin yokluğundan daha acı verici değildi. ki hala değil soracak olursan. affet beni bir tanem. ben hayatımda senden başkasını kendime layık görmedim. ve inan hep; seni, bana “peki bey” deyişinle ve gözlerinin içindeki gülümsemeyle hatırlayacağım. umarım sen de bundan sonra seni sevenleri aldatmazsın, umarım bunu benden başka kimseye yapmazsın… çünkü ben seni; sakat kalsan da, kolunu, bacağını kaybetsen de bırakmayacak kadar çok sevecek ve yine de seninle evlenmekten vazgeçmeyecek kadar çok seviyordum. senin yaşaman için organlarımı, bir saniye tereddüt etmeden bağışlayacak kadar çok sevdim. biliyor musun? herkes hala aşık. hala sözde aşıklar; birkaç aylık her ilişkide olduğu gibi basitçe. senden sonra bir çok kadın bana yaklaşmak istedi, yakışıklılığıma vurulup. ama kimse senin kadar içten olmadı bana, senin kadar sevgisini gösteremedi. kimse senin kadar sevemiyor ya hala; işte ben buna yanıyorum.. bana cenneti yaşattığın için sana minnettarım. şimdi bana düşen; … sevgiler eski sevgilin.

9 Ağustos, 2007 Yazan: efendisiz | ideal kadın, kadın, kadın dediğin | | Henüz Yorum Yok

Sarışın dedim dikkat ederseniz

Evet, sarışınları sevmediğim doğru; aslında demek istediğim sevmemekten ziyade dikkatimi çok çeken bir tip değildir sarışın kadınlar. Genel Türk erkeği profiline benzememem daha buradan başlıyor işte.

Sarışın kadın bana “soğuk” gelmekte. Neden mi? Şöyle açıklamak gerekirse:
Ben kadında kontrast (renk karşıtlığı) ararım. Garip geldi değil mi? Bir daha ve daha detaylı açıklamak gerekirse; anlatmak istediğim şey, beyaz tende duran sarı saçın bünyemde “aşırı derecede” çekici gelmemesidir. Benim için bir sarışından daha çekici olan; beyaz tende duran siyah ve kumral saçlardır. Belki de bunun bilinçaltımdaki karşılığı; hayatıma giren o ilk ve son “sarışın” kadının beni duygusal anlamda yerden yere vurmasından kaynaklanıyordur. ( Yıllar sonra bu kadar ılımlı bir ifade kullanabileceğime ben bile hayret içerisinde bakıyorum.)

Erkekler ve kadınlar her ne kadar kabullenmek istemeseler de; bir “ideal kadın” ve “ideal erkek” modeli yaratırlar iç dünyalarında. Ki bu yarattıkları kadın ve erkek modelleri de; hayatlarına dâhil olan erkek veya kadınların, bünyeleri tarafında “iyi” olarak nitelendirdiği ortak özelliklerinin toplamı olduğu düşüncesindeyim.

Erkekler ya da kadınlar; her ne kadar kabullenmeseler de, farkında bile olmasalar da bu modelleme yaratıcılığın bir şekilde içindedirler. Takdir edersiniz ki bu modeller tamamen öznel olup, karşılarında görmekten zevk alacakları karakterlere âşık olmayı daha bilinçaltından koşullara bağlamışlardır

9 Ağustos, 2007 Yazan: efendisiz | efendisiz, ideal kadın, kadın | | Henüz Yorum Yok

İdeal Kadın

kumral, beyaz tenli, renkli gözlü. 168 boyunda yaklaşık 45-50 kg yüz hatları keskin olandır. elmacık kemikleri ve iyimserlik çizgisi ilk bakışta farkedilebilen özelliğidir. oturup kalkmasını bilir efendim bu kadın, hangi ortamda nasıl davranacağını bilir. kolay kolay herkesle birlikte olmaz. bekarete önem vermez, ama önüne gelene de (çok affedersiniz) vermez. mantıklıdır; öyle saçma sapan şeylerden kavga çıkarmaz. sadıktır; sevgisini en iyi şekilde gösterir, sevginin ne olduğunu bilir. diksiyon sahibidir. ince dudaklıdır. bişeyleri öğrenme merakı son derece hissedilir seviyededir. gerçekten kitap okur. öyle roman falan da değil hani, merak ettiğini öğrenmek için, araştırmak için okur. sürekli bilgiye açtır; tıpkı gerçek sevgiye aç olduğu gibi. güzel olduğu için, yakışıklı ama aptal erkekler tarafından sürekli göz hapsindedir. uzun parmaklı ve düzgün tırnaklıdır. french manikür yapmayı sever. saçları ortalama olarak omuz hizasındadır. otomobili iyi kullanır, otomobilleri sever. zekidir, kurnazdır. güzel giyinmek onun için bir yaşam biçimidir. sigara içmez. alkol ile arası sosyal içici konumundadır. ideal kadın: bir şaire şiir yazdıran değil, o şaire bir şiiri yaşatabilecek mutluluğu veren kadındır aynı zamanda. edit: çocuklarının annesi olarak görebileceğin kadındır. seni “peki bey” diye masumca onayladığında, kendini dünyanın en şanslı insanı olarak gördüğün kadındır. hayatın boyuca bir ömür geçirmeyi tereddüt etmeden düşleyebileceğin kadındır. her şeyden önce “insan” olandır.

21 Mayıs, 2007 Yazan: efendisiz | ideal kadın, kadın, kadın dediğin | | 1 Yorum